Yeni Şebinkarahisar Gazetesi
HV
02 ŞUBAT Perşembe 17:29

Bağımlılık nedir? Bağımlılıktan Kurtulmak İçin Tedavi Yöntemleri Nelerdir? İşte Detaylar

Şebinkarahisar Toplum Sağlığı Merkezi Başkanı Dr. Yılmazcan Karakaya, anne ve babaların çocuklarına karşı sağlıksız tutumlar sergilemesi, aile üyelerinin herhangi birinde bağımlılık öyküsü olması, tehlikeli arkadaş seçimleri, başarısız geçen bir eğitim hayatı ve yaşadığı toplumun bağımlılığa bakış açısı risk oluşturabilecek etkenler arasında olduğunu söyledi.

SAĞLIK
Giriş Tarihi : 19-12-2022 18:17
Bağımlılık nedir? Bağımlılıktan Kurtulmak İçin Tedavi Yöntemleri Nelerdir? İşte Detaylar

BAĞIMLILIK NEDİR?

Şebinkarahisar Toplum Sağlığı Merkezi Başkanı Dr. Yılmazcan Karakaya, bağımlılığın pek çok etkenin bir araya gelerek oluşturduğu bir tablo olduğunu belirterek, "Kişi doğduğu andan itibaren öğrenmeye ve dış dünyanın etkilerine açık bir hale gelmeye başlar. Tüm bu süreçte, maruz kaldığı durumlar karşısında kendini koruyabilmek adına bir baş etme yöntemi geliştirmek durumundadır. Geliştirdiği bu baş etme yönteminin sağlıklı ya da sağlıksız oluşunu; yaşadığı ortam, ebeveyn tutumları, sosyokültürel çevresi yakından etkilemektedir." dedi.

"Oluşum süreci bebeklikten geliyor"

"Bağımlılığın oluşum sürecinden bahsederken, bireyi çocukluk hatta bebeklik çağından itibaren incelemeli; aile, toplum ve kültür özelliklerini dikkate alarak, süreci bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmelidir."

Bağımlılık nedir?

Vatandaşlara bilgilendirilmesi amacıyla yazılı bir basın bülteni yayınlayan TSM Başkanı Dr. Yılmazcan Karakaya, şöyle dedi: "Bağımlılık; kişinin kullandığı bir madde, alkol, nesne veya yaptığı bir davranış (eylem) üzerinde kontrolünü kaybetmesidir. Kontrolsüzce kullanılan her madde ya da gerçekleştirilen her davranış bağımlılık oluşturma riski taşır. Kişiler hayatta birçok şeye karşı bağımlı olabilir. Örnek: madde, alkol, sigara, kumar, teknoloji, herhangi bir eşya veya davranış (Ögel, 2018; Yeşilay Yayınları, 2018). "

Dr. Karakaya açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Türkiye Bağımlılıkla Mücadele (TBM) Eğitim Programı’na göre ise bağımlılık, kişinin kullandığı bir nesne veya yaptığı bir eylem üzerinde kontrolünü kaybetmesidir. Kullanım/davranış sıklığı azaldığında veya kesildiğinde huzursuzluk, uykusuzluk, öfke gibi yoksunluk belirtileri görülür.

 Dünya Sağlık Örgütünün Uluslararası Hastalıkların Sınıflandırılması El Kitabı’nın on birinci revizyonunda madde kullanımına ve bağımlılık davranışlarına bağlı bozukluklar, ağırlıklı olarak psikoaktif maddelerin kullanımı veya belirli tekrarlayan ödüllendirici ve pekiştirici davranışların bir sonucu olarak gelişen zihinsel ve davranışsal bozukluklar olarak tanımlanır. Bağımlılık yapan davranışlara bağlı bozukluklar ise bağımlılık yapıcı maddelerin kullanımı dışında kalan yineleyici ve ödüllendirici davranışların bir sonucu olarak gelişir. Bu bozukluklar, çevrim içi ve çevrim dışı davranışlar olarak ortaya çıkabilir.

DSM 5 Tanı Ölçütleri Başvuru El Kitabında (2013)  yer alan bağımlılık kriterleri şunlardır:

Tasarladığından daha uzun süreli kullanım             

Geçmişte başarısız bırakma girişimleri

Zamanının çoğunu madde bulmak ve kullanmak için ayırma        

Olumsuz etkilerine ve zarar görmesine rağmen kullanmaya devam etme

Madde kullanım isteği Tolerans (kullanılan madde miktarının yeterli gelmemesi sebebiyle giderek artırılması)

Yoksunluk (Amerikan Psikiyatri Birliği, çev. 2013).

Bağımlılık Nasıl Oluşur?

Bağımlılığa neden olan faktörler incelendiğinde bağımlılığın nedeni olarak tek bir etkenden söz etmek güçtür. Bağımlılık için birçok etken söz konusu olabilir. Psikolojik ve biyolojik etkenler bağımlılık sürecini etkilemektedir. Kişi ilk olarak merak ve korku duygusu ile kullanımı denemek isteyebilir. Merakla birlikte bir kereden bir şey olmaz düşüncesi ile kullanım gerçekleşir. Bağımlılık beyinde dopamin adlı nörotransmiteri etkilemektedir. Dopamin; düşünce, his, motivasyon, hareket, dikkat ve karar verme gibi birçok temel fonksiyonel süreçte yer alır. Kullanılan maddeye bağlı olarak kullanım sıklığı, kullanım süresi, kullanılan madde türüne göre değişiklik gösterse de dopamin hormonunun kullanım sürecine bağlı olarak zarar görmesi sonucu beyin doğru şekilde çalışamamaya başlar ve bağımlılık ortaya çıkar. Bundan dolayı bağımlılığı bir beyin hastalığı olarak ele alabiliriz.

Bağımlılık Tedavisi ve Madde Tarama

Bağımlılık tedavisi , klinisyenlerin  periyodik ve düzenli olarak  bütün hastaları madde ve alkol kullanım bozukluğu açısından taraması önemlidir. Bağımlılık tedavisinde tıbbi yaklaşımında tarama çok önemlidir. Erken tanı ve müdahale tedaviyi kolaylaştırır. Ayrıca bağımlılık tedavisinde ağrı için kullanılan opioid içeren ilaçların reçetelenmesi sırasında bağımlılık, kötüye kullanım veya olası yan etkiler için tarama önemlidir.

İlk tarama objektif tarama enstrümanları, laboratuar değerlendirmesi ve görüşmeden oluşmalıdır. İlk değerlendirme sonucu bağımlılık (kullanım bozukluğu) düşünülüyorsa daha ileri değerlendirmeye geçilmelidir.

Amatem kliniğinde tedavi; hastaya özel bireyselleştirilmelidir.

Ayrıca; bağımlı olunan madde veya davranışa özel farmakolojik ve psikososyol girişimler farklılaşmakta yanı aynı tedavi uygulanmamaktadır. Bağımlılık tedavisi tıpkı diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi bağımlılıkta da tamamen iyileşme yani hastalığın hiç olmamış gibi ortadan kalkması mümkün değildir. İyileşme yerine düzelme ya da değişim demek daha doğru olacaktır.

Bağımlılık tedavisinde, değişimden kastedilen kişinin kullanımını durdurmasının yanı sıra kullandığı maddeye karşı duyduğu isteği kontrol altına alabilmesi, düzenli bir hayata devam edebilmesi, yaşadığı olumsuz olaylarla alkol ya da madde olmadan baş edebilmesi, stresle baş etme gücünün ve olumsuz duyguları kontrol etme becerisinin gelişmiş olması olarak tanımlanabilir.

Bağımlılık Tedavisinde Kişinin Dönemleri

Yoksunluk Dönemi (0-1 ay): Alkol ya da maddeyi bırakan bağımlı kişi için en zor dönem ilk dönemlerdir. Bu dönem kişinin yoksunluk diye tanımladığımız fiziksel ve ruhsal sıkıntılarının olduğu bir dönemdir. Kişi bu dönemde olumlu ve olumsuz ani duygusal iniş çıkışlar yaşayabilir.

Coşku dönemi (1-3 ay):  İlk ayın sonlarına doğru, yoksunluk bulgularının kalkması ve alkol ya da madde kullanma isteğinin azalmasıyla kişi iyileştiğini, bağımlılık sorununun tamamen ortadan kalktığını düşünür. Bu dönemde hayatında birçok şey değişmiştir. Düzenli bir işi, düzenli bir hayatı, sürekliliği olan ilişkileri kişiye çok iyi gelmektedir.

Sıkılma dönemi (3-6 ay): 3 ayın sonlarına doğru kişide sıkılma, yorgunluk, halsizlik, depresyon gözlenebilir. Kişi var olan değişim coşkusunu kaybedebilir. Düzenli hayat kişiyi sıkmış, eskiye özlem başlamış olabilir. Bu sebeple özellikle bu dönemde kişinin yaşadığı zorluğu anlamak ve destek olmak önemlidir.

Yeni hayat dönemi (6 ay ve sonrası): İlk 6 ay duygusal iniş çıkışların olması daha sık gözlense de 6 aydan sonrası yeni bir yaşam tarzı oluşturma, yeni arkadaşlar edinme, yeni keyif arayışlarının olması açısından görece daha rahat geçmektedir.

Ahmet YelesAhmet Yeles

Ahmet Yeles

YORUMLAR