YEREL SEÇİM VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Tarih: 23.4.2019 12:13:17 / 1105okunma / 0yorum
Av. Polat SABUNCU

İSTANBUL MEKTUBU

            31 Mart 2019 Pazar günü yapılan mahalli idareler seçiminde  AKP-MHP´nin Cumhur İttifakı, CHP-İYİP´in HDP desteğiyle oluşturduğu Millet İttifakı karşısında büyük kentlerde yenilgiye uğradı. Ankara ve İstanbul´da çeyrek yüzyıllık AKP yönetimleri el değiştirdi.

 

                 Seçim akşamına kadar kamuoyunun yeterince tanımadığı  CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu, seçim gecesi sergilediği tutum ve davranışlarıyla, RTE´nin 17 yıllık iktidarının  bunalttığı geniş halk kitleleri  üzerinde çok olumlu bir izlenim yarattı; tutanağı (mazbatayı) alıncaya kadar süreci, parti örgütüyle birlikte, gerilimi giderici, halkı bütünleştirici akıllı tavrı ve kararlı tutumuyla yöneterek beş dönemden beri süregelen AKP yönetimini devirmeyi başardı; AKP´nin tek başına iktidarıyla dayattığı çağdışı yaşam biçimi ve “tek adam” yönetiminin halkı ikiye bölücü baskısından bunalan geniş kitleler üzerinde geleceğimize dönük coşkun bir iyimserlik yarattı. Kim ne derse desin İmamoğlu, sistemin koşulları içinde, kişisel yeteneği ve lider kimliğiyle zoru başarmış ve kutlanmayı hak etmiştir.

 

                    Ancak gözden kaçırmamak gerekir  ki  İstanbul´da özlemi duyulan seçim başarısında, İmamoğlu etkeni, mensup olduğu partinin çok ötesindedir. Ben bu noktada, muhalefet kesiminde yaygınlaşan bir yanılgıya değinmek istiyorum; üzerinde durmak istediğim yanılgı, CHP tabanında ve HDP sempatizanı solcu çevrelerde, son seçimde kazanılan başarının, HDP desteğinden kaynaklandığı varsayımıdır. Oysa bu seçim sonuçlarına göre Cumhur İttifakı içinde AKP´nin ve Millet İttifakı´na destek olan HDP´nin oy oranları önemli ölçüde azalmıştır, yani seçimin kaybedeni AKP ve HDP´dir.

 

                    CHP´nin Kılıçdaroğlu yönetimi, 7 Haziran 2015 genel seçiminden bu yana  “diktatör Erdoğan´ı devirmek“ gerekçesiyle  HDP/PKK´ya destek vermektedir. Bu sayede HDP,  7 Haziran´da  yüzde 13 dolayında oy alarak TBMM´ne girebilmiş ve CHP sayesinde kazandığı bu başarı üzerine, güçlü oldukları Güneydoğu kentlerimizde “özerklik” ilan edilmesini örgütlemiş; HDP´nin kışkırttığı 6-7 Ekim 2015 olaylarında Güneydoğudaki kentler yakılıp yıkılmış, ikisi polis 45 yurttaşımız katledilmiş, 700´ü aşkın yurttaş yaralanmıştır. PKK/HDP´nin emperyalizme hizmet eden bu politikaları, en büyük zararı Kürt yuttaşlarımıza vermiştir, vermektedir.

 

                   7 Haziran´a kadar  AKP´nin  PKK ile el ele yürüttüğü “çözüm süreci”nde, Oslo ve İmralı´da PKK ile  görüşmeler yapan; Habur´da teröristleri “çadır mahkemesi”nde aklayıp  taşkınlıkla sürdürülen gösterilerine göz yuman; Diyarbakır´da terörist başı Öcalan´ın mesajının HDP´li Sırrı Süreyya Önder´in ağzından  Kürtçe ve Türkçe olarak, ihanet dövizleriyle alanı dolduran kalabalığa iletilmesini sağlayan; “her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına aldıklarını” meydanlarda övünçle dillendiren, Dolmabahçe Mutabakatı´nda PKK  ile el sıkışan Recep Tayyip Erdoğan, 7 Haziran seçiminde tek başına iktidarı kaybedince , yüz seksek derece dönüş yapmak gereğini duymuş, günümüze kadar “tek vatan, tek millet …” sloganıyla milliyetçiliği sahiplenmiştir. Bu kapsamda açılım sürecinde PKK´ya karşı elini kolunu bağladığı Türk Ordusu´na  24 Temmuz 2015 tarihinde yol verince güvenlik güçlerimiz, Atlantik Sistemi´nin “kara gücü” ilan ettiği PKK´ya karşı  amansız bir savaşımı başlatıp günümüze kadar sürdürmüştür. RTE, bu keskin manevra ile altı ay sonra  3 Kasım 2015 tarihinde yinelenen genel seçimde  oy oranını  7 puan dolayında artırarak (%42 - %49) yeniden “tek başına iktidar” olmayı başarabilmiş ve bölücü  terör örgütlerine karşı  doğru bulduğumuz bu tutumunu son seçime kadar sürdürmüştür.

 

                   Türk Ordusu´nun Temmuz 2015´den bu yana ABD emperyalizminin “kara gücü” ilan ettiği PYD/YPG/PKK´ye karşı yürüttüğü “vatan savaşı”nı, CHP yönetimi “saray savaşı” olarak değerlendirip karşı çıkmıştır. Öte yandan CHP yönetimi, işin başından beri “çözüm süreci”ni sahiplenmiş, sadece sürecin AKP tarafından “gizli kapılar ardında yapılması”nı eleştirmiştir. Nitekim AKP iktidarının “çözüm süreci” kapsamında PKK ile yaptığı görüşmelerin, Anayasa ve yasalar karşısında suç oluşturması nedeniyle kendisini hukuki, idari ve cezai sorumluluktan kurtarmak için çıkardığı 10 Temmuz 2014 gün ve 6551 sayılı Yasa´ya  CHP de karşı çıkmamış, onay verebilmiştir.

 

                           CHP yönetiminin 2015 den bu yana PKK´nın yasal uzantısı, adıyla bile bölücü Halkların Demokratik Partisi (HDP)´ne açık destek vermesi, son seçimde de HDP ile örtülü işbirliğine girmesi, Millet İttifakı´nın  büyük kentlerdeki seçim başarısında  önemli bir etken gibi gösterilmektedir. Oysa  HDP desteği, teröre hergün şehitler veren halkımızı, Millet İttifakı aleyhine önemli ölçüde etkilemiş, halkın da artık yaşayıp gördüğü “mutfaktaki yangın” ve ayrıştırıcı söylemleri nedeniyle çoktan tepe taklak yıkılması gereken  AKP´nin “tek adam diktası” na bu güne kadar varlığını ve iktidarını sürdürme olanağı sağlamıştır; öyle ki ekonomisi gelişmiş  bölgelerde bile  hâlâ  gücünü koruyabilen iktidar bloku, ülke genelinde  bütün olumsuz koşullara karşın birinciliği muhalefete kaptırmamıştır. Seçimin dikkat çekici bir sonucu da  Cumhur İttifakı´nda AKP´nin aksine MHP, seçimin en çok kazananı olabilmiş, miliyetçi geçinen İyi Parti, HDP yakınlaşması nedeniyle beklenmedik bir yenilgi almıştır. Son seçim kampanyasında iktidardaki Cumhur İttifakı´nın tek dayanağının muhalefetin “silahlı terör örgütleri PKK ve FETÖ´ye destek oldukları” savı olduğu göz önünde bulundurulursa  “HDP işbirliği”nin maliyeti daha doğru değerlendirilebilir. CHP 2015 seçimlerinden bu yana bölücü terör örgütü PKK´nın yasal uzantısı  HDP´ye destek vermeseydi, terör örgütünün Gazi Meclis´e girmesine, emperyalizmin bölücü maşalarına meşruiyet kazandırılmasına engel olabileceği gibi yangının  bacayı sardığı günümüzde  AKP ve TEK ADAM´ı çok daha ağır bir yenilgiye uğratılabilirdi. HDP/PKK´nın Kürt  yurttaşlarımızın yoğun olduğu bölgelerde ciddi oy kayıplarına uğramış  olması ve PKK baskısından kurtulan Doğu ve Güneydoğu halkının CHP yerine neden Cumhur İttifakı´na yönelim gösterdiği konularında da durup düşünmek gerekir.

 

                             Denilebilir ki günümüz koşullarında gerçekten çok ağır bir  “beka sorunu” ile karşı karşıyayız; güzel  ülkemiz ve “topraktan öğrenip kitapsız bilen”, vatanı uğruna gözünü kırpmadan canını veren  halkımıza karşı sorumluluğu olan  “tuzu kuru okumuşlarımız”ın, ABD emperyalizminin maşası, Anayasamıza aykırı olarak “etnik siyaset” yapan HDP/PKK´yı, sözde “demokrasi”, “özgürlük” gerekçeleriyle “Kürt yurttaşlarımızın temsilcisi “ olarak görüp göstermek  yanılgısından kurtarılmaları, yıllardan beri dış ihanet odakları ve işbirlikçileri tarafından aydın çevrelerde adım adım oluşturulan “HDP sempatizanlığı algısının giderilmesi güncel, önemli ve ivedi sorunumuzdur.

 

                            Vatanımızın, halkımızın emperyalist kuşatmadan  kurtuluşu, silahlı terör örgütleri ve onların uzantıları dışında tüm milli güçlerin, “kuvayı milliye bilinci”yle parti ve görüş ayrılıklarını öteleyip bağımsızlığımızın simgesi  ay-yıldızlı bayrağımız ve Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk´ün  aydınlık yolunda bütünleşmesiyle ancak gerçekleşebilir.

                

 

Anahtar Kelimeler: YEREL, SEÇİM, DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
CAN YÜCEL´İN MERYEM ANA SAVUNMASI (04 Eylül 2019 - Çarşamba)
HUKUKSUZ BASKIN SEÇİME DOĞRU (25 Mayıs 2018 - Cuma)
ATATÜRK DÜŞMANLIĞININ BÖYLESİ… (16 Mayıs 2017 - Salı)
SONUN BAŞLANGICI (21 Nisan 2017 - Cuma)
GAZETEMİZ 60 YAŞINDA (08 Şubat 2017 - Çarşamba)
KAZDIĞI KUYUYA DÜŞMEK (17 Ocak 2017 - Salı)
TUTUKLAMALARIN BÖYLESİ (10 Kasım 2016 - Perşembe)
MİLLİ CEPHE ZORUNLUĞU (04 Kasım 2016 - Cuma)
İHANET KALKIŞMASI VE SONRASI (11 Ağustos 2016 - Perşembe)
TAKKE DÜŞTÜ, KEL GÖRÜNDÜ. (28 Nisan 2016 - Perşembe)
8 MART´IN ANLAM VE ÖNEMİ (08 Mart 2016 - Salı)
1128 AKADEMİSYENİN BİLDİRİSİ ÜZERİNE (20 Ocak 2016 - Çarşamba)
SEÇİM SONUÇLARI ÜZERİNE (10 Kasım 2015 - Salı)
TAMZARA DOKUMASI VE TARİHİ YANILGIMIZ (30 Haziran 2015 - Salı)
SOLCULUK EMPERYALİZME KARŞI DURMAKTIR (18 Haziran 2015 - Perşembe)
VATAN MÜCADELESİNE DEVAM (12 Haziran 2015 - Cuma)
KIYAMET ALAMETLERİ (10 Nisan 2015 - Cuma)
MEMLEKETİMİN İNSANLARINA… (02 Nisan 2015 - Perşembe)
HARAMİ SALTANATINDA YIKIMA DOĞRU (17 Temmuz 2014 - Perşembe)
Sayfa:
E-Gazete
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
HAKKIMIZDA

Yeni Şebinkarahisar, 12 Eylül Yönetiminin faşist uygulamalarına ve işkencelere direnmesini bilmiş, ANAP`a da, CHP`ye de, DYP`ye de, RP`ye de, DSP`ye, MHP`ye ne de AKP´ye muhalif olmuş, kimsenin yayın organı olarak davranmamıştır. Biz bugüne kadar hiçbir partinin yandaşı olmadığımız gibi bu güne kadar kimsenin güdümünde de hareket etmedik, yalakalık da yapmadık. Biz her zaman Şebinkarahisar`ın, Şebinkarahisarlının yanında olduk. Şebinkarahisar`ın sorunlarının çözümü için çaba harcadık. Bunun için de hangi parti iktidarda ise o partiye muhalif olmaktan çekinmedik. Yapılan olumlu çabaları ve hizmetleri de destekledik.

"Yeni Şebinkarahisar Gazetesi, Şebinkarahisar`a her sabah daha iyi hizmet etmek emeliyle yola çıkanlarındır."