Av. Polat SABUNCU


SONUN BAŞLANGICI


      Beka sorunuyla boğuşan ülkemiz, hiç gereği yokken aylarca süren bir Halkoylaması sürecinden geçirildi. Halkımız EVET´çi, HAYIR´cı  olarak ortadan ikiye ayrıldı. Eşit ve adil olmayan koşullarda sürdürülen yarış kılpayı EVET ile sonuçlandı. Oylama sürerken YSK´nın, mühürsüz oy pusulası ve zarfların geçerli olduğuna ilişkin  hukuku açıkça rafa kaldıran kararı yerden göğe haklı tepkilere yol açtı.  Vatan Partimiz ve CHP, oylamanın ülke genelinde iptali ve yenilenmesi istemiyle itirazda bulundu. İtiraz süreci devam ediyor.

 

      Bu aşamada, milletçe sükunetle sürecin sonuçlanmasını beklemek, bu süreçte EVET- HAYIR ekseninde bölünen halkı birbirine düşürüp ülkemizi kaosa, kargaşaya itmek isteyen dış düşmanlarımız ve onların yerli uzantılarına karşı el ele, omuz omuza bütünleşmek zorunda olduğumuzu aklımızdan çıkarmamalıyız. Referandum sonrası Batı´dan, Atlantik ötesinden Türkiye´ye yönelen baskı ve tehditler karşısında oyuna gelmemeliyiz. Örneğin ABD´den Pentagon görevlisi Micheal Rubin´in, Tayyip  Erdoğan karşıtlığını körükleyerek Türk halkını birbirine kırdırmak, ülkemizin kan gölüne dönüşeceği yolunda  şantaja başvurmak girişimlerinden ders çıkarmalıyız. Dış politikada, ABD-AB tarafından Türkiye´mize yöneltilecek baskı, tavsiye ve tertiplerin arkasında daima kendi çıkar hesaplarının olduğunu, Batı´nın Ortadoğu tasarımında Türkiye´nin de bölünmesinin amaçlandığını unutmamalı; emperyalizmin kanlı tezgahından kurtuluşun, ikinci ulusal bağımsızlık savaşımızda yeniden zafere ulaşmanın,  ABD-İSRAİL isteklerine teslim olmakla değil, bölge ülkeleri ve Avrasya ekseninde işbirliğiyle mümkün olabileceğini görmeliyiz.

 

      Halkoylaması süreci hatasıyla sevabıyla sonuçlanmıştır. Süreçteki açık hukuk ihlallerine karşı yapılan itirazları sükunetle izlemek ve sonucunu beklemek zorundayız. Bu oylamanın kazananı yoktur. Kaybeden, ağır toplumsal ve ekonomik sorunlar önümüzde dururken aylarca ortadan ikiye bölünün tartıştırılan halkımız olmuştur. EVET diyen de HAYIR oyu veren de bizim vatandaşımızdır. Geçmiş tartışmaları bir yana koyup  vatan savaşımında milletçe elbirliği içinde bütünleşmek, bu günün kaçınılmaz görevidir. ?Atı alan Üsküdar´ı geçti?, ?Sür eşeği Niğde´ye? yaklaşımı nasıl yanlış ise halkı sokağa dökme çağırıları ve halkoylaması ekseninde çatışma girişimleri de asla doğru değildir. Bu günlerde provokasyonlara karşı duyarlı olmak yurtseverlik görevimizdir. Nüfusumuzun nitelikli yarısının ?Tek Adam? yönetimine hayır dediği, ?Mustafa Kemal´in askerleri?nin Atatürk´ün aydınlığında salonları ve meydanları ay-yıldızlı bayrağımızla gelincik tarlalarına dönüştürdüğü Halkoylaması süreci,  AKP iktidarı ve onun önderi için ?sonun başlangıcı? olmuştur.  Başkanlık Sistemi´nin uygulamaya gireceği 2019 Kasımına kadar köprülerin altından çok sular geçecek, ülkeyi daha bu günden yönetmekte acze düşen AKP iktidarı, önümüzdeki süreçte tek başına iktidar olma şansını yitirecektir. Cumhurbaşkanlığı seçildiği 2014 yılından bu yana Tayyip Erdoğan zaten ?tek adam? olarak ülkeyi Anayasa dışı yönetmektedir; hukuken anayasal suçtur bu? Fiili duruma meşruiyet kazandırması için dayatılan 16 Nisan da AKP´nin baş aşağı gidişini gözler önüne sermiştir. Halkın dini inancını sömürerek yalan rüzgârlarıyla iktidar olma döneminin sonu geldi artık... AKP yönetimi ve önderi de görmektedir ki ?Allah ile aldatanlar?ın saltanatı artık fazla süremez.  Atı alıp Üsküdar´ı geçtiğini sananlar dileyelim o attan bir kez daha tepe takla yuvarlanmasınlar.

 

POLAT SABUNCU,  Güzelce 19.Nisan.2017