ÜNSAL ÇALIK


OSMANLIDAN CUMHURİYETE ŞEBİNKARAHİSAR'DA EĞİTİM -ÖĞRETİM

-


İPTİDAİLER (İLKÖĞRETİM) İptidai, kelimesi günümüz Türkçesinde; ilk ile ilgili, ilk derece, başlangıç anlamına gelmektedir. İptidai mektepleri için tarihsel süreçte Mekatib-i İptidaiye, Usul-u Cedide Mektepleri, Numüne İptidaileri, Taş Mektep gibi terimler de kullanılmıştır. İptidailer Tanzimat döneminin eğitim sistemine getirdiği bir yeniliktir. 1876 tarihinden sonra yeni usulde eğitime geçen Sıbyan mektepleri, İptidai mektepleri olarak isimlendirilmiştir. 1909 yılına kadar pek çok okul yeni tarz eğitime geçmiştir. Mekteb-i İptidailerin öğrenim süresi ve ders programları ilk kez “Dersaaadet Mekatib-i İbtidaiyesi Talimat-ı Mahsusası Talimatnamesi” ile düzenlenerek, öğrenim süresi şehirlerde üç yıl, köylerde ise dört yıl olarak belirlenmiştir.

RÜŞTİYELER (ORTAÖĞRETİM) Mekteb-i Rüşdi olarak da bilinen rüştiyeler; Tanzimattan sonra açılan, Ortaöğretim seviyesinde eğitim veren kurumlardır. Askerî okullara öğrenci yetiştirmek amacıyla açılan rüştiyeler; ilk zamanlarda ilkokul üstü hazırlık okulu niteliği taşırken, daha sonraları ortaokul karekterine sahip bir eğitim-öğretim kurumu haline gelmiştir. İptidai (ilk) ile İdadî (lise) arasında eğitim veren rüştiyelerin eğitim süresi ilk açıldıklarında dört yıl iken, daha sonraki yıllarda altı yıla çıkarılmışlardır. II. Mahmut; bu okulları bitirenlerin erginliğe (rüşte) erişmiş olacaklarını düşünerek “Rüştiye” adıyla adlandırılmasını istemiş ve ilk olarak 1838 yılında İstanbul’da açılmıştır. İlk önceleri askerî ve mülki (sivil) rüştiye mektepleri, 1859 yılından sonrada kadınların eğitimi konusunda başlatılan girişimler sonucunda İnas (kız) rüştiyeleri açılmıştır. Rüştiyeler; 500 haneden fazla olan her kasabada açılması hedefiyle kurulmuşlardır. Sıbyan mekteplerini bitirip diplomasını alanlar, sınavsız olarak rüştiyelere kabul edilebiliyorlardı. II. Abdülhamid döneminde rüştiyeler ülke geneline hızla yayılmışlar, özellikle taşrada İnas Rüştiye mekteplerinin sayısında önemli derecede artış gözlenmiştir. Sultan II. Abdülhamid tahta geçtiğinde 250 olan rüştiye mekteplerinin sayısı 1909 yılına gelindiğinde 900 mektebe çıkmıştı. 1880 yılından sonra İdadîlere daha çok önem verilmesiyle rüştiyeler ikinci planda kalmışlardır. 1892 yılında rüştiyeler idadîler (lise) ile birleştirilmiş ve öğretim süreleri 3 yıla indirilmiştir. Yine de İmparatorluğun çeşitli yerlerinde rüştiye mektepleri mevcuttu.

İDÂDÎLER (ORTAÖĞRETİM) Eskiden tahsil dereceleri sıbyan, rüştiye ve darü’lfünun olarak üç derece iken Saffet Paşa’nın Maarif Nazırlığı zamanında çıkarılan 1869 tarihli Maârif-i Umûmiyye Nizamnâmesi ile Rüştiyelerin üstünde olmak üzere İ’dadi mektepleri de oluşturulmuştur. Kelime anlamı olarak İ’dadi; hazırlanmaya mahsus yer anlamına gelmektedir. Osmanlı Devleti eğitim sisteminde Rüştiyelerden sonra yani ortaokuldan sonra Sultanilere (Liselere) ve meslek yüksekokullarına öğrenci yetiştirmek amacıyla kurulmuş, günümüzdeki liselere denk gelen okullardır. 1908 sonrasında ilkokuldan sonra açılan bütün yedi sınıflı okullara idadî denilmiş, Sultanîler ile İdadîler birleşmiştir. Lise dengi olarak açılan İdâdîler, askerî ve mülkî (sivil) yüksekokullara öğrenci yetiştirmeye yönelik iki kısıma ayrılmaktadır. İlk askerî İdâdî için İstanbul Maçka’da eski Mekteb-i Harbiyye binası tahsis edildi. Ancak binanın tamire ihtiyacı olduğundan gerekli onarımlar bitinceye kadar, Askerî İdâdî Harbiye Mektebi’yle birlikte Beşiktaş Sahilsarayı’ndaki Çinili Köşk’e nakledildi. II. Abdülhamid döneminde İstanbul’da Mekteb-i Harbiyye-i Şâhâne İdâdîsi ile Mekteb-i Tıbbiyye-i Şâhâne İdâdîsi adında iki okul vardı. 1898’de Mekteb-i Harbiyye-i Şâhâne İdâdîsi’nde 1280, Mekteb-i Tıbbiyye-i Şâhâne İdâdîsi’nde 545 öğrenci bulunuyordu. 1906 yılında bu iki okuldan başka taşrada beş Askerî İdâdî daha açılmıştı. İlk sivil İdâdî şubesi 1874’te Dârülmuallimîn-i Âliye içinde hizmete girdi. 1876 yılına kadar İstanbul’da İdâdî sayısı dörde yükselmişti. 1880 yılında İstanbul’da kızlar için de bir İdâdî açılmıştır. II. Abdülhamid devri sonlarında imparatorluk dâhilinde 93 adet resmi, 11 adet özel, 5 adet de askerî olmak üzere, toplam 109 adet İdadî bulunmaktaydı. Bu okullardaki öğrenci sayısı ise 20.000’e yaklaşmıştı. II. Abdülhamid Dönemi maarifinin de, simgesi İdadîler olmuş ve bu dönem eğitim tarihçileri tarafından İdadîlerin altın çağı olarak nitelendirilmiştir. Bu eğitim kurumları için güzel taş binalar inşa edilmiş, elde yeteri kadar mimar olmadığı için, Paris’ten planlar getirilmiştir, Fransız mimari modeli takip edilmiştir.