CENGİZ KAHRAMAN


HADİ ÜNAL AKKUŞ KALK AYAĞA

-


Doğrusu uzunca bir süredir parmaklarım yazımı yazmak için klavyenin tuşlarına bir türlü gitmiyordu. Öyle nedensiz!

Geçtik Koronayı o ayrı bir hikaye… Girmeyelim o kafa karıştıran konulara…

 

Ünal Akkuş köşesinde yazmıştı hatırlayın ya da okuyun.

 “ÇİP” Puştun elinde başlıklı yazısında ne demişti;

“Eee bu açgözlülüğün bir bedeli olacaktı…?!”

 

Bu yazmamazlık günlerinde olan bitenleri yazılıp çizilenleri kaygı ve endişeyle izliyorum.

Ekranlarda bağıranları, sosyal medyada tehditleri şaşkınlıkla ve utanarak...

İftiralar, karalamalar, yalan dolan gırla…

Allah aşkına neler oluyor.

 

Hani yaradılanı severdik yaradandan ötürü..!

Allah adını veriyorum aşkına diyorum. Daha ne yapayım. Sakin biraz sakin!

Bu bayağılık, pespayelik, bu kin bu nefret ne?
Neyi paylaşamıyoruz şu yalan dünyada?

 

Virüs belası da mı değiştiremedi eski kötü alışkanlıklarımızı.

İnsan olmayı birbirimize ihtiyacımız olduğunu hatırlatamadı mı?

Nedir bu çıldırmışlık hali?

 

Allah Aşkına, şirketleri holdingleri zengin etmeyelim…

Geçlere, kadına, bilime, sağlığa, eğitime üretime yatırım yapalım.

Kendimize dönelim, kendimize gelelim!

O zaman biz bize yeteriz!

 

Bölünmeyelim, bölmeyelim, ayrışmayalım, ayrıştırmayalım.

Kirli ayak oyunlarına yalan dolan işlere başvurmayalım.

Güzel yaşanabilir bir ülke inşaa edelim.

Trollerin, troliçelerin gazına gelmeyelim.

Gerilmeyelim, germeyelim!

 

 

En büyüğü 3 göz odalı evlerimize hayatlarımızı sığdırdık biricik ülkemize sığamadık.

 

“Yüreğine merhamet hırkası giymeyenlerin dilinde sevgi eğreti durur”

Durmasın işte geçirin şu hırkaları üzerlerinize.

 

Bizden sonra da bir gelecek var, çocuklarımız, torunlarımız, onların çocukları…

Ne bırakacağız onlara…

Bu dünya sadece bizim değil, miras değil, emanet, emanet!

 

“Göğsüm daralıyor,

Yüreğim yanıyor…”

 

Meğer daralmamın esbab-ı sebebi buymuş.

 

Bakın hepinizin tanıdığı, okuduğunuz bu gazetenin yazarı memleket delisi  sevgili arkadaşım, arkadaşımız Ünal Akkuş nerede şimdi?

 

Yazmadım, yazamadım

Ünal da yazmadı,

arayıp soraydınız eyiydi.

 

Ünal’la ilgili haberi yüreğine sevgi hırkası giymiş birlikte yan yana yol yürüdüğümüz Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç’in üzüntü ve şaşkınlıkla açtığı telefonla öğrendim.

 

“Ünal yoğun bakımda durumu iyi değil, ne gerekirse yapalım” dedi Başkan.

Hemen en yakın dostu İlhan Karakaya’yı aradım. Ünal’ın durumunu olanca çıplaklığı ile anlattı. Çok üzgündü!

Ünal şu an hayatta ise İlhan Karakaya ve Hayri Bakıcı gibi dostlarının sayesindedir.

Zaten kimseye de anlatmamışlar geç öğrendik!

Kızı Büşra ile konuştum son sağlık durumunu özetledi.

Metin Ruşen’i kaybettik….

Ünal Akkuş’u yaşatalım…

O muhalif sese ihtiyacımız var.

Hadi Ünal Kalk Ayağa… Hadi koçum!

 

Bu duygularla barış, huzur, dayanışma ve sevgi dolu Bir Ramazan bayramı geçirelim.

Bu başlangıç olsun…

Haydi Türkiye birlikte iyileşelim.

Sevgiyle….



Hikmet Okuyar
23.05.2020 02:02:49
Ünal Akkuş, Medya Mensubu olmak isteyen Şebinkarahisarlı Gençlerimiz için DELİ YÜREK Abide Şahsiyetlerden..Keşke Şebinkarahisar Dernekler Birliği kurulsaydı da Ünal Akkuş Birliğin Baş Danışmanı Genel Koordinatörü olsaydı..Ünal Akkuş ile Gönül Seferberliği, Yatırım Seferberliği, Üretim Seferberliği ve Ağaçlandırma Seferberliği adına çok daha büyük işler başaracaktık..Olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan Adam gibi Adam Ünal Akkuş ; Şebinkarahisar Sevdası öncülerindendi..Şebinkarahisar Vilayetliğinin geri alınmasının 87. yılı organizasyonlarının başını çekmesi gereken zamanda hastalandığı söylendi..Konu bana gelmedi diyenlerle tartışmaya değmez diyordu..Neyi paylaşamıyoruz diyordu..Ve paylaşılacak gönül seferberliği vardı orta yerde..Bir de Şebinkarahisar Sevdası..Ve inanıyoruz ki bir de VİLAYETLİK MÜKTESEBATININ mutlaka GERİ ALINMASI vardı.. GÜNDEMDE...Mutlaka.. Acil Şifalar Diliyoruz Candost Ünal AKKUŞ..Şanlı Şebinkarahisar Seni Bekliyor..23.Mayıs.2020. Hikmet Okuyar, Şema Gönüllüleri Başkanı, Şebingülü Bahçeleri Kurucusu..