GÜVEN GÜRBÜZ


GELİŞMİŞLİĞİN ÖLÇÜTÜ

GÜNDEM-YORUM / GÜVEN GÜRBÜZ


"Güzel yurdumuzun dört bir yanında;

Gelişmişlik mücadelesi için; Yürekler hep birlikte çarparken, kimi kaderinden, kimi kederinden, kimi ederinden, kimi beterinden, kimi atından, kimi yatından, yüzlercesi yurt sathından, yazan yazana, çizen çizene, arzu halini anlatmak üzere, kimi kapı, kapı gezenlerden. Kimi övüneni, kimi dövüneni ile memleket arzuhalleri..

Hepside gelişmişlik mücadelesinde. Memleket sevgisinden. Sıla özleminden..

Daldıkça dalındığında yüzlerce soru işaretleri çoğaldıkça çoğalırken, düşündükçe düşündüren, kışın çoğalan, yazın azalan suları andıran, damladıkça göl misali dolup taşan, buharlaşmadan daha, bakan gözlere iyi anlatamamakta sorun olsa da, yinede yazılması gereken, söylenmesi gerekenler var. Varda vaaar..

Memlekette atıl duran tarım arazilerine baktıkça, toprağın üzerinde açan her bir çiçeğin; 'Buranın kaç sahibi var..?' diye sorduklarını duyabiliyor musunuz? Kimilerinin başında bekleyeni, ekip, biçip, dem süreni, kiminin dışarıdan seyre dalanı, Sonra Devlet babaya soru soranı.."Küçüle, küçüle yok mu olacak tarlalarımız..?"

" Memleketinde bir evin olsun, tepesinde kuşlar ötsün, keloğlan sazını çalsın, padişah kızını versin." ,  "Bırak yollar uzun olsun. Hasretinle kısalsın. " , "Neresinden istersin..? ", " Engeller mi var? " diyenler.. " O da ne demekmiş..? ", "Uzun hikaye, bilenler iyi bilirler. "

Gözlerindeki o kara sürmeler memleketim, akarda akar....

Belediye mücavir alanlarının genişletilmesi, imarlı arsa üretilmesi, konut yapımına açılması, emeklilerin de memlekete ev yapması, nüfusa katkı, gelirine artı, sanayiye davetiye.

Arzu hallerini dinleye, dinleye, kimselerde yorulmaya..

Altyapı, üstyapı, ağaç, orman, çiçek, böcek derken, koskoca barajda balıklar yandan, yana, boş, boş yüzerken. Nice zamandır etrafında ormanlardan eser yokken, yatırım, yatırım derken. Ben buradayım diyen, havada uçuşan fikirler, konacak icraatçıları araya dursun. Napolyon'un "Para..para..para..." dediği güç, Ankara'lar da kapı kapı gezme ile, anlata, anlata, dillendire, dillendire. "Eh işte bu kadar.." ile biten..

Yinede yüzleri güldürenlere baktıkça ilham bulmaya devam..

Dağlarından gelen sesler..Meleşen koyunlar, kuzular, öküzler, inekler, iri kıyım danalar, nüfusunu artırmak için çaba harcarken. Meralardan, yükseklerden gelen sesler.."Nerede üretme çiftlikleri..?" , "Nerede bizim ürünler?" , " Kooperatifler parmak sayısı kadar mı? " ," Buralara uğramazlar mı..?" Yükselen sesler.."Duyarlar bir gün " der gibiler..

Doğa koruma iş başında. Her bir çiçeğinde, kuşunda, yaban hayatı canlanır dağlar başında, avcılar iş başında, hayvanseverin gözünün yaşında..'Vuruldu da gitti güzel ceylanım!.." Kanun var, kural var..arayanı var, soranı var. Nerede yanlış yaptık diye kendi kendine soranı görenlerde var mı..? Düşündükçe düşün..Varsa üç beş kuruşun, döndür başını der gibi, düş gurbet yoluna..

Mahallelerde aydınlandı, kanallardan sular taşmıyor, ağaçlarla süsledik. Daha çok iş var daha da yapılacak..Ziyaretler arttıkça artırılacak..İcraatçılar hariç, kenarda, kıyıda, köşede duran, Dernekler, Vakıflarda artık uyandırılacak..Adını taşıdığın yeri unutma, makam mevkide değil gözün, memleketinde olsun özün sözün, Ne demiş alim.." Bükemediğin elleri de öpmesini bil.." ,"Hizmet aşkına muktedir olanlara koltukları teslim etmesini bilenlerde makbul insanlardır." Demesini de bilmeliyiz..

Memleketin bayındırlaşmasında geç kalınmak bir yana..Nüfus düştükçe düşmüşken, daha da düşmeden..

Yollar, izler, tüneller, köprüler..tez zamanda bitirilmeyi beklerler. Bakan Özak, ceviz festivalinde Eğribel'e tünel yapılması için damgasını vururken, yıllar sonra Bakan Yıldırım'la birlikte gün yüzüne çıkarılabilirken, yıllardır da bitmesi dört gözle beklenir oldu. Dahası, dahası, dahası da, otoban yollar, heyelanlı yerlere, ve de suların üstünden, kritik alanlara çelik köprüler, çevre yolları  ile bağlantıları. Alt, üst geçitler,vs,vs.daha çok işler var..

Ankara'nın yolları daha çok arşınlanacak gibi dursa da.. Geleceğin geleceklerini de şimdiden düşünmeye kafa yormayalım..

Turizm can çekişmesin, tarihi eserler güme gitmesin, ödenekler yerinde kullanılsın, aslına sadık kalalım, tarihe saygı duyalım, betonlaştırmayalım, toprağa değil yüreklere gömelim. Yaşatalım ki tarih yaşasın, ecdadını unutan, geçmişini bilmeyen, geleceğe yön veremez diyenler' aslını inkar etmemeliler. Dünya mirası geleceğin mirası. Tarihte var olan eserler unutturulmamalılar. Üzerine sünger çekilmemeliler. Turistik değerler, turizmden gelen gelirlerin kaynağıdır. Bacasız sanayi derken bacaya tersten değil, her yönden bakmasını bilmekte gerek.

Kalkınmışlık gelişmişlik üzerine söylenecekler o kadar çok ki, neresinden baksak bir tarafı elimizde kalsa da;

Memleketimiz insanının ve yöneticilerinin de elinden geleni yapmadıklarını asla söyleyemeyiz..

Maddiyata bakan tüm işlerde idareciler kaynak yaratma olgusu ile iştigal ederken,

Devletin yetersiz kaldığı her alanda halkın maddi ve manevi gücü her zaman ağırlığını memleketimizde hissettirmiştir. Milli, analevi, manevi duyguları gelişkin toplumumuz her işe elinden geldiğince el uzatmış destek olmuştur. Üniversitesinden yükselen okullar, binalar, tesisler, vs.vs..bariz örnek iken, hayır ve hasenat işleri de bir o kadar örnek teşkil etmeye yetmektedir.

Memleketimiz tarihi geçmişinden gelen önem ile bir çok değerleri çoktaan hak etmesine rağmen, Vilayetliğinin iade edilmemesi nedeniyle maalesef bir çok işlerde geç kalınmıştır..

Zamanla yarışarak daha ileri koşmak zorundadır..

Memleket insanımız akademisyenlerinin seslerini duymalı, ilim ve bilim adamlarını tanımalı, geçmişinden gelen ünlü isimleri, edebiyat fikir adamlarına dünden daha çok sahip çıkmalı, tarihin gizli sayfalarına terk etmemelidir..

Gelişmişliğin ölçütü her ne olursa olsun,;

Eğitim ve öğretimle, yetişmiş insan gücü ile, onun yarattığı dinamizmle memleketimiz daha ideallerine mutlak taşınacaktır..

Sevgi ve saygılarımla...