Av. Polat SABUNCU


ATATÜRK DÜŞMANLIĞININ BÖYLESİ?


             16 Nisan Halkoylamasından sonra Mustafa Kemal Atatürk´e ve ailesine yönelik saldırılar  azgınlaştı; ?profesör?, ?tarihçi? yaftalı bir kısım yaratıklar, Ulusal Bağımsızlık Savaşımızın başkomutanı,  Türkiye Cumhuriyeti´nin kurucu önderi, Cumhuriyet ve aydınlanmayı öngören milli demokratik nitelikli Türk Devrimi´nin yaratıcısı, Dünya tarihine damgasını vurmuş liderlerin önde gelenleri arasında onurlu yerini, tüm dünyanın kabullendiği  Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve aile bireylerine saldırılar milli vicdanda geniş tepki yarattı. Bu aşağılık saldırılar, kuşkusuz, AKP iktidarının yarattığı siyasal ve toplumsal ortamdan cesaret almaktadır. Ancak birtakım aşağılık yaratıkların dillendirdiği  aklını yitirmemiş hiç kimsenin ciddiye alamayacağı, gerçekle hiçbir ilgisi olmayan hezeyanın bu günlerde gündeme getirilmesi anlamlıdır. 2015 yılı Temmuz ayından bu yana Türk Ordusu´nun ABD ve piyonlarına karşı yürüttüğü vatan savaşı, son günlerde ABD´nin açıkça sergilediği üzere, ülkemizin bölünmesine yol açacak kendi güdümündeki terör örgütlerine açıkça verdiği silah desteği ile yeni bir aşamaya gelmiştir.   Başkan Trump döneminde de, Türkiye´nin ülke bütünlüğünü hedef alan  Büyük Kürdistan görünümlü İkinci İsrail projesi ile ABD´nin, Türk Milletinin ve kahraman Mehmetçik´in düşmanı safında konumlandığı, tüm çıplaklığı ile ortaya dökülmüş, Türkiye Cumhuriyeti´nin  büyük müttefikimiz (!) tarafından arkadan hançerlendiği netlik kazanmıştır. Böyle bir ortamda içinde itildiğimiz tartışmanın, Türk halkının dikkatini, Vatan Savaşı ve ABD düşmanlığından uzaklaştırmak, yapay gündemlerle halkın Atlantik Ötesinden tezgâhlanan küresel saldırıya karşı bütünleşmesi gereken tepkisini, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana varlığını sinsice sürdüren günümüz koşullarından cesaretlenen Atatürk düşmanlarına yönelterek, zaten fazlasıyla oluşturulmuş kafa karışıklığını, toplumsal kargaşayı artırmak amacıyla gündeme getirildiğini düşünüyorum.

       Mustafa Kemal Atatürk ve aile bireyleriyle ilgili ipe sapa gelmez bu iddiaların, Dr. Rıza Nur adlı  cinsel sapık bir akıl hastasının (anılarında homoseksüel eğilimini ve şizofren yönelimleriyle ruhen sağlıksızlığını kendisi de kabul etmektedir) kaleme aldığı kitabından kaynaklandığı bilinmektedir.  Dr. Rıza Nur´un 1928 yılında yazdığı halde yayınlamaya cesaret edemediği 2000 sayfalık ?Hayat ve Hatıratım? adlı bu kitabı 1968 yılında tarihçi yaftalı meczup Kadir Mısıroğlu, 1992 yılında da İslamcı Yazar yaftalı Abdurahman Dilipak tarafından yeniden yayınlanmış. Değerli yazar Yılmaz Özdil, 9 Mayıs 2017 günlü Sözcü Gazetesi´nde yayınlanan köşe yazısı ile, Dr. Rıza Nur´un kitabı ve kitapta dile getirilen hezeyanları çarpıcı biçemiyle aydınlığa kavuşturdu. Bu yazıyı okumadıysanız internette bulup mutlaka okumanızı öneriyorum.

       Değerli okurlar, Dr. Rıza Nur ve kitabıyla ilgili bir anımı burada sizlere aktararak Şebinkarahisar´ın yakın tarihine bir not daha düşmek istiyorum. Kişisel arşivimden YENİ ŞEBİNKARAHİSAR  gazetemizde 1969 yılında yayınladığım bir yazımı buldum,  sizlere aktaracağım.  Mesleğimde stajyer olduğum o yıl,  Şebinkarahisar Lisesi´nde,  Ötüken Dergisi´nde yer alan bir haberde dillendirildiği üzere, ?Bozkurtlar Ordusu? oluşturulmuştu. Biz de, yöremizin okumaktan başka umarı olmayan gençlerini Atatürk düşmanı düşüncelere karşı uyarmak için mücadele ediyorduk. Lise öğrencileri arasında çok okunduğunu gördüğüm Ötüken Dergisi´ni ben de alıp okuyarak çoğunluğu yoksul halk çocuklarının benimsediği düşünceyi anlamaya çalışmıştım. Bu dergide ve diğer yayınlarda gördüğümüz hezeyanları, değerli dostum, o tarihte Lisemize sürgün olarak  gönderilen felsefe öğretmeni Nazım Bayata ile birlikte değerlendirip yazılar yazarak gençleri ve velileri uyarıp aydınlatmak çabasında idik. Özellikle belirtmeliyim ki o tarihte Atatürk düşmanı düşüncelerle şartlandırılıp bizleri ?Moskof Uşaklığı?, ?komünistlik? ile suçlayan ülkücü gençlerimizin büyük çoğunluğu bu gün Atatürkçü, anti emperyalist cephede bizimle omuz omuza mücadele vermektedir. Son dönemde böylesi oluşumları gözlemlemiş olmaktan, gerçekten sevinç ve mutluluk duyuyorum.                         

       Günümüzde  tartışma konusu olan Atatürk ve aile bireylerine yönelik saldırılar ve buna karşı halkımızın vicdanında  isyan oluşturan tepkiler, bana yarım yüzyıl kadar önce yerel gazetemizde yayınlanan 1969 tarihli yazımı bir kez daha sizlere aktarmamın yararlı olacağını düşündürdü; işte o yazım:

                    ATATÜRK DÜŞMANI BİR TÜRKÇÜ!..

 

                     BU YAZI NE ATATÜRK´Ü VE NE DE ATATÜRK DÜŞMANLARINI BİLMEYEN KİŞİLERE SUNULUR:

 

                   Şebinkarahisar Lisesi´nin bazı öğrencilerine musallat edilmek istenen ve dış kaynaklardan bilhassa Ötüken adlı malum dergiden de teşvik gördüğü anlaşılan Türkçülük, gerçekte sakat bir yoldur.Ve hem Atatürk´e ve hem de Atatürk Milliyetçiliği´ne düşmandır. Bu iddiamızın bu yazımızda sadece bir örneği üzerinde duracağız:

 

                  Ötüken Dergisi´nin Mart 1969 tarihli 63. Sayısında Mirat Özçamlı adlı kişinin ?Çilekeş Kıbrıslı Irkdaşlarla Başbaşa? başlıklı yazısında Dr. Rıza Nur´dan ?Büyük Türkçü? olarak bahsedilmektedir. Şimdi ?Büyük Türkçü? olarak gençlerimize ve Türk kamuoyuna takdim edilen kimsenin marifetlerini ve küfürlerini görelim. Ant Dergisi´nin 12 Kasım 1968 tarihli 98. Sayısında Yılmaz Öztürk´ün  ?Sözümüz Atatürkçü Geçinenleredir? başlıklı yazısında belirtildiği gibi, Rıza Nur el altından satılan 2000 sayfalık kitabında şu alçakça, çirkin sözleri söylemektedir: ?Atatürk i?dir?, ?Atatürk´ün annesi bir k?.. o?..dur?, ?Atatürk´ün babası bildiğimiz Ali Rıza değil, anasını beğenip dağa kaldıran Abdoş ağa adında biridir?, ?Atatürk yalancıdır, sahtekârdır, vatan hainidir, düzenbazdır?, ?Atatürk Milli Mücadeleye isteyerek değil, padişahın emriyle sürülerek Anadolu´ya gönderildiği için katılmıştır?, ?30 Ağustos Meydan Muharebesi bir İngiliz oyunudur, Atatürk bir İngiliz casusudur?, ?Atatürk ve arkadaşları milleti aldatmışlardır?, ?Padişahlığı kaldıran o değil benim?.

 

                  Ötüken Dergisi, Dr. Rıza Nur´dan ?büyük Türkçü? diye bahsederek gerçekte Atatürk düşmanlığı yapmaktadır. Çünkü, Ötüken´i yöneten kişiler Dr. Rıza Nur´un yukarıdaki küfürlerini ve alçakça iftiralarını bilmeyecek kadar saf ve bilgisiz insanlar değildir.

 

                   Bir yandan yoksul ve iyi niyetli halk çocuklarını? Türkçülük?, ?ırkçılık?, ?Turancılık?, ?kurtçuluk? diye kandırıp aldatacaksın; öte yandan Atatürk´e küfreden zavallıları ve alçakları ?Büyük Türkçü? olarak ilân edeceksin. Bu oyun yürümeyecektir. ?Türk? ve ?millet? gibi kavramların ardında gizlenen bu sakat ve gerçek milliyetçiliğe, Atatürkçülüğe, milli varlığımıza zıt düşen ideoloji başarı kazanamayacaktır. Türk Gençliği ve onun bir parçası olan Şebinkarahisar Gençliği oyuna gelmeyecektir. Gerçeği göremeyen iyi niyetli kişiler de gerçekleri öğrendikçe nasıl sinsice aldatılmak ve nelere alet edilmek istendiklerini anlayacaklardır. (?.)

                  Türk Gençliği´nin ve Türk Milleti´nin yolu bellidir. O yol Atatürkçülüktür, Atatürk Milliyetçiliğidir.

 

                                                                                                                                         Güzelce, 12 Mayıs 2017



Hayrettin Parlakyıldız
24.02.2018 21:17:47
Merhaba,yazınızı geç de olsa okudum. Verdiğiniz açıklayıcı bilgilerinizden dolayı size teşekkür ediyorum. Rıza Nur´un o kitabını 1969´da okudum, maalesef kalemindeki pisliğini tanıdım. Ara tatil dönüşü, sosyoloji hocamla tartıştım, okumamı engelledi; aynı ifadeyi kullanıyorum "o bir Yahudive İngiliz oyunudur" diye uyardı. Hocama buradan rahmet diliyorum. 1968-1980 arasında göz gözü görmüyordu, maalesef..! Gerçekleri geç olsa da yazmak, bu topluma saygıdır. Selâm ve saygılar... Hayrettin Parlakyıldız

yakup taşkın
17.05.2018 14:32:21
Sayın SABUNCU. ben de yazınızı yeni okudum, doğduğumuz yıllarda Mustafa Kemal Atatürk böyle yiğitçe ve sadelikle savunulmuşsa bugün o iftira zihniyetinin karşısında daha bilinçli olarak birleşmeli, akıl ve bilimi olması gerektiği gibi kullanmalı,ucuz politik saldırılara daha ciddi yanıtlar vermeliyiz.