12 EYLÜL´E TAKILANLAR!...
Tarih: 17.9.2019 13:26:41 / 344okunma / 0yorum
DR. HAYRETTİN PARLAKYILDIZ

Millet olarak, toplumsal yaşayışımız içinde DÜNE takılmayı, dünden bahsetmeyi, dünü yargılamayı, dünü sorgulayarak, kendimizi haklı çıkarmayı, dünün filozofuymuş gibi gaipten bilici olmayı...

Millet olarak, toplumsal yaşayışımız içinde DÜNE takılmayı, dünden bahsetmeyi, dünü yargılamayı, dünü sorgulayarak, kendimizi haklı çıkarmayı, dünün filozofuymuş gibi gaipten bilici olmayı, dünün berbatı olan bizlerin, sütten çıkmış ak kaşık olarak, DÜNÜN salıncağında sallanmayı, dünkü yaratılan mutsuzluğun sebebi olmadığımızı, ben zaten o gün söylemiştim gibi kehanet söyleyicisi olduğumuzu söyler söyler dururuz, bir de üzerine cilâ olsun diye senaryo uydururuz…

Bu da yetmez, yerini ve dinleyicisini bulursak, ağıtlar da yakarız… Bazen gözyaşı bazen de

tuvalette küçük su dökeriz, eğer bir çıkarımız olursa, hemen bu ağıtları bırakır, yavaşça DİZ

çökeriz… İçinde bulunduğumuz gruba göre hareket eder, sövüyorsa söver, övüyorsa över, sonra da bedava dinleyici bulursak, ona en bilici en değerli poz takınarak, anlatır dururuz… Konuşmada kimseye sıra vermez, konuşmaktan-bilgiçlikten yoruluruz…

Dün; sevgide, âşkta, vefada, özveride güzeldir de yaşadığımız-yaşattığımız olumsuzluklarda değil… Dün, şair Ayla Oral´ın dizelerinde bir başka güzel;

“ Dün mavilik, dün ellerin, dün gözlerin,

Mutlu kalacaktık, bugünü olmasaydı DÜNlerin…!? ”

Düne fazla takılıp kalmak, bizi bir türlü bu günle barışık kılmaz, bu günü yaşatmaz, bu günü yaşatamaz, yarına da götüremez. Dünü yaşamalıyız, bu günü görmek için, dünü yaşatmalıyız, bu günü yarına DÜN kılmak için, dünü unutmamalıyız, geleceğimizi etkin ve ergin kılmak için, dünü yaşamalıyız, hatırlama ve hatırlatmalıyız, toplumsal geleceğimizi güçlü kılmak için…

12 Eylül öncesini bir yaşayanlar, bir de sonrasını yaşayanlar var… 12 Mart´ı, 12 Eylül´ü yaşayanlar, iyisiyle-kötüsüyle bunu anlatsınlar, ona eyvallah !..

YA yaşamadan, yaşamış gibi olanlara, anlatanlara; “kahve dövenin TIK TIKÇILARINA” ne demeli ?!.. Yaşayanlar, sağcısıyla solcusuyla dürüstçe bir kanalda özeleştiri yapıyorlar zaman zaman, bunların çoğunu biz yaşayanlar olarak tanıyoruz;

12 Eylül öncesinin her iki gruptaki bu idealistleri; hem dürüst hem ciddi hem yemeyen-yedirtmeyen, emanete ihanet etmeyen hem çok okuyan-eleştiri gücü yüksek Türkiye sevdalıları değil miydi ?!.. İçlerinden elbette ki, O KAFA´da olanları vardı, hâlâ da var, bunları istisna kabul edersek, binlerce kaybımıza üzülmemek elde değil…

ÂKİF´in O KAFA mısralarına bakalım;

“ Oğlum kafan aynı kafa,

Hoca rahmetli dedin öyle giriştin lafa

Bilirim oğlum hoca sevmezdi Saray´ı,

Ama, sövmezdi hoşlanmadığından dolayı !..”

Yalnız dünü eleştirenlere bakıyoruz, hep aynı KORİSTLER, aynı kanallarda aynı tonlarda aynı zanlarda aynı saç traşında, aynı bakışta; daha konuya girilmeden kahve ağzıyla başlanan cümleler, LAF atmalar, SÖZ kesmeler, dinleyenlerin nabzını yükseltmeler sonra da program bitiminde dışardaki sohbetlerde “nasıl konuştum” lu havalı söyleyişle birbirine yoklama çekmeler, özel izleyicilerine MESAJ attırmalar, kendilerine REYTİNK yaptırmalar…

Yalnız dünü eleştireceğiz derken bugün elden gidenleri de gözden ırak tutamazsınız. 12 Eylül, bu gün bizlerin sağ kalmamızın sebebi değil mi? Darbe adı verilen harekâtların, zemini hazırlayanların hiç mi suçu yok? Bunlar ön yargıdan uzak bir zihin ve gözle yeniden ele alınmalı.

Darbe kelimesi arbe etmekten geldiği için, bende anlamsal ve zihinsel bir sarsıntı yaratır. Bu sarsıntı ister kişisel, ister toplumsal olsun, insan ve insanlık onuruna yakışmaz. Bu kelimeyi kullanırken bile söyleyen de söyleten de hak eden de hak ettiren de sarsıntı geçirir,geçirmelidir de !..

darbe

isim Arapça arbe

1. isim Vuruş, çarpış

2. Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi.

3. Birini kötü duruma düşüren, sarsan olay. Güncel Sözlük TDK 12 Eylül öncesini biz yaşadık; nefes almakta, güne vurulmadan, dövülmeden, derse kavgasız, kaygısız girmeden, her gün okula giderken bu gün neler olacak düşünce ve duygusunu içimizden atamadan, asker ve polis kordonunda okula girmeden, eve giderken her akşam arkamızda takipçi iki kişiye yakamızı kaptırmadan, kurtarılmış bölgelere aylarca-yıllarca adımımızı atmadan, çocuklarımızı evin dışındaki parklara götüremeden, her iki idealist grubun sürülme, vurulma korkusu içinde geçim darlığı-borçlar-parasızlık durumunu hissettirmeden…

Şimdi herkes oturmuş, TUZU kurular, bedava yiyiciler, dünü tanımayanlar, cebini doldurup fakir-gariban halkın yaşam şartlarını bilmeyenler, LAF ebeliği, yalakalık gebeliği yaparak, TV´lerde yerli-yersiz BASİT cümlelerle boy gösterip MALI götürmenin yolunu buluyorlar…

12 Eylül öncesini de biz iyi biliriz, sonrasını da iyi biliriz… Her iki devrede kaymak yiyenleri de biliriz, o gün övüp de bu gün sövenleri de iyi biliriz, bu gün kaymağını yiyip de darbe diyenleri

de iyi biliriz…!?

Önce çarpıştırıyorlar, ( çarpışanların içinde zenginlerin çocuğu yok, tuzu kuruların çocuğu yok) sonra ayıplıyorlar, kendilerini arada kayıp-lı-yorlar, sonra da oturup sayıklıyorlar

Biz SALAKZÂDELERİ de zede haline koyup ANILARLA yaşatıyorlar…

Rahmetli Fikret Hakan´la akademik arkadaşlığımız başladı ve bir ara Çanakkale´ye konferansa getirdim, akşam yemek davetinde şu anlamlı cümleyle, 12 EYLÜL´ü özetledi:

“ Biz bu memlekette iki şeyi yanlış yaptık; Nazım´ı komünist, Âkif´i de yobaz ilan ettik, işi bitirdik” dedi. Bu sözün yorumunu sizlere bırakıyorum…

Darbeden yana olmak mümkün mü, gerçek demokrasi ve insan hakları varken ?!..

12 Eylül öncesinde idealist kayıp neslin acısını içimizde duyarak; bugünkü durumu irdeleyerek, dünden ibret alarak, bu günü ezmeden-ezdirmeden-ezilmeden, toplumsal gücümüzü yitirmeden, yedirmeden; yarını ETKİN, devletimizi-milletimizi-çocuklarımızı-gençlerimizi YETKİN kılmak…

12 Eylülleri yaşamamak için bizlerin omuzlarındaki yükün ağırlığı, geleceğin vebalini; bilimselliğin, teknolojinin, hukukun, gerçek demokrasinin geçerliliğini sürekli kılmak, “insanı, insana, insanca” anlatıp onu gerektiği gibi yaşatmak, devletin yasalarını başka amaçlara basamak yapmadan, devleti korumak görevimiz olmalı…

Dünün ve bu günün kaymakçılarını, bal-parmakçılarını ve dünden bu güne çökelek yiyen her iki grubun idealistlerini düşününüz…!?

ELİF´i eğdirmeyen, VAV´ı bozdurmayan ÇÖKELEKLE şükür içinde beslenen, işsiz-nitelikli

Anadolu´nun bağrından gelmiş İKİ grubun bu günkü yaşantısını düşününüz…

Düne taktılar bizi, Köy Ensitüleri diye; yerine gelen öğretmen okullarını; eğitim enstitülerini, eğitim yüksekokullarını, eğitim fakültelerine sahip olup da mevcut şartlarda öğretmen yetiştiremiyoruz… Yetiştirdiğimiz öğretmenlerden, verim alamıyoruz. Hâlâ eski şarkılarla kendimizi bulmaya çalışıyor, emekliler OKEY masalarında, gençler SELFide çözüm üretmiyoruz… Bizler bu gidişle PISA sınavlarında başarıyı yakalamak yerine PİZZA sınavında bile kalırız…

Hatıralara takılırsak, hatırlanmayız, çünkü İBRET almıyoruz, bu sözümüzü unutmayınız…

Allah, bu millete sivil ve askeri darbe-arbe yaşatmasın… Askerde bizim, sivil de bizim…

Siviller kirletiyor, askerler temizliyorsa, bunlara kızmak yerine, ortamı-geleceği sağlıklı kılmak ise, HEPİMİZİN…?! Hem insan diyeceksiniz hem insanı yok edeceksiniz…Bu konuya el birliği ile çözüm aranmalı; yoksa, ölünce arkamızdan yazılan klâsik cümlelerin, edilen duaların hiç birine lâyık olamayız…

Bana ait bir sözle, yazımızı noktalamak istiyorum:

“ Ticaret ve siyaset, insanın zaafını yakalama sanatıdır…! ”

Herkes, sorumluluğunu bilmeli, Kimseye, yerine geçmek için DARBE yapmayınız

Girne´den SEVGİLERLE…

Anahtar Kelimeler: EYLÜL, TAKILANLAR
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
GÖRGÜSÜZÜN, GÖRGÜ SÜSÜ…!? (18 Ekim 2019 - Cuma)
VATANDA - COĞRAFYADA BİRLİK!?.. (15 Ekim 2019 - Salı)
TEKNOLOJİ KAÇKINLARI MIYIZ, NE !? (10 Ekim 2019 - Perşembe)
HATIRALAR..! (08 Ekim 2019 - Salı)
TÜRKÜLERİMİZ!.. (01 Ekim 2019 - Salı)
SOSYAL MEDYADA TIKLAMALAR!.. (27 Eylül 2019 - Cuma)
TROYA HAZİNELERİ BELGESELİ !.. (24 Eylül 2019 - Salı)
KADINLAR, KADINLARI NEDEN EZER ?! (13 Eylül 2019 - Cuma)
SOFRAYA ÖNCE OTURANLAR!.. (10 Eylül 2019 - Salı)
ARİSTOKRATLAR, ZÂDELER ve ZEDELER!... (03 Eylül 2019 - Salı)
KIBTEK Mİ, KAPTEK Mİ?.. (27 Ağustos 2019 - Salı)
MALLARIN MALI !?... (23 Ağustos 2019 - Cuma)
MEMLEKET ÇOCUĞU OLMAK..! (20 Ağustos 2019 - Salı)
KURBAN OLAYIM SANA!? (16 Ağustos 2019 - Cuma)
AY-KÜ (IQ) ve AKÜ …!? (09 Ağustos 2019 - Cuma)
KOÇ KÂMİL NE ÂLEMDE?!... (06 Ağustos 2019 - Salı)
“KİVİ” Yİ, ELMA GİBİ SOYMAK… (02 Ağustos 2019 - Cuma)
ŞEBİNKARAHİSAR´A GİTMEK !.. (30 Temmuz 2019 - Salı)
RUHLARIMIZI YIKADIK, AMA…!? (26 Temmuz 2019 - Cuma)
UMUTLAR,UMUTSUZLUĞA DÖNÜŞÜRSE...! (23 Temmuz 2019 - Salı)
BAKKALİYE Mİ, MARKETİYE Mİ...?! (19 Temmuz 2019 - Cuma)
ÇANAKKALE´DE OLMAK!.. (16 Temmuz 2019 - Salı)
ATATÜRK´Ü ANLAMAK MI, ATLAMAK MI ?! (05 Temmuz 2019 - Cuma)
BİR AKADEMİSYEN Kİ !.. (02 Temmuz 2019 - Salı)
TUVALET EDEBİYATI MI, TUVALET ADABI MI? (01 Temmuz 2019 - Pazartesi)
ELİF´İN EVRİMİ!.. (25 Haziran 2019 - Salı)
ŞEKERSİZ , ŞEKER OLMAK!.. (21 Haziran 2019 - Cuma)
HÜKÜMET OLMAK!?.. (18 Haziran 2019 - Salı)
ÖĞRETMENLİK KOLAY MI ?!.. (11 Haziran 2019 - Salı)
ŞEBİNKARAHİSAR´DA BAYRAMLAR!... (07 Haziran 2019 - Cuma)
VİRGÜLÜ OLMAYANLAR!?.. (21 Mayıs 2019 - Salı)
BİLİMDE EMEKLİ OLMAK YOK !.. (17 Mayıs 2019 - Cuma)
HAYATA ANLAM KATANLAR!.. (14 Mayıs 2019 - Salı)
BİR MEMLEKETİM VAR: ŞEBİNKARAHİSAR! (07 Mayıs 2019 - Salı)
Sayfa:
E-Gazete
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
HAKKIMIZDA

Yeni Şebinkarahisar, 12 Eylül Yönetiminin faşist uygulamalarına ve işkencelere direnmesini bilmiş, ANAP`a da, CHP`ye de, DYP`ye de, RP`ye de, DSP`ye, MHP`ye ne de AKP´ye muhalif olmuş, kimsenin yayın organı olarak davranmamıştır. Biz bugüne kadar hiçbir partinin yandaşı olmadığımız gibi bu güne kadar kimsenin güdümünde de hareket etmedik, yalakalık da yapmadık. Biz her zaman Şebinkarahisar`ın, Şebinkarahisarlının yanında olduk. Şebinkarahisar`ın sorunlarının çözümü için çaba harcadık. Bunun için de hangi parti iktidarda ise o partiye muhalif olmaktan çekinmedik. Yapılan olumlu çabaları ve hizmetleri de destekledik.

"Yeni Şebinkarahisar Gazetesi, Şebinkarahisar`a her sabah daha iyi hizmet etmek emeliyle yola çıkanlarındır."